29 Aralık 2012 Cumartesi

“Seni ilk gördüğümde ne oldu biliyor musun bir portakal kokusu geldi burnuma. Tanışmıyormuşuz gibi ama biliyoruz gibi de bi taraftan. Yazın pazarda su satarken ben, sen annenin elini tutuyormuşsun. Elma seçiyormuşsunuz beraber, ya da ne biliim resmi bir geçitte bir okul bahçesinde mesela ben senin arkanda duruyormuşum senin pembe tüylü tokana bakıyormuşum. Sen de hemen önümdeymişsin. Ordaymışız.

İnsanın bütün geçmişini değiştiren, bütün geleceğini bilinmez kılan..
Söylesene bana kimsin sen?”

23 Ekim 2012 Salı

seni seviyorum çünkü;

*eylül'e anlatabildiğim her şeyi sana da anlatabiliyorum
*beni dinliyorsun
*her konuda bir fikrin var ve daima mantıklılar
*sokakta dans edebiliyoruz seninle
*kaldırıma oturup deli gibi gülebiliyoruz
*"bir ki üç yarışa var mısın?" diyerek koşup birbirimizi geride bırakıp rezil edebiliyoruz
*pes kapışabiliyoruz
*sokakta batman kostümlü adam görünce rahatça "hassiktir" diyebiliyoruz
*acıktığımızda evdeki yemekleri ısıtmaya üşenip çarşıdan pizza alıp mikrodalgada ısıtabiliyoruz
*birbirimize defter hediye ediyoruz
*ortak kütüphane oluşturuyoruz
*hastaneye ultrasona gittiğimizde garip bakışların etkisi altında kalıyoruz
*para biriktirebiliyoruz (her ne kadar bok yoluna gitse de her seferinde)
*antika adamsın
*göğsüne yatıp film izleyebiliyorum
*ses tonun çok güzel
*uzun boylusun
*piyano çalıyorsun ve ellerin güzel
*şubatta doğmuşsun, kış insanısın
*saçlarının kendi aleminde bir dünyası var
*insanları takip edebiliyoruz seninle
*sana sercan diyebiliyorum
*radyo dinlemeyi seviyorsun
*insanlar senin gibileri sever
*telefonu kapatırken "kendine emanet ol" diyorsun
*telefonu açarken ses tonun çok şapşal oluyor
*bunu hak ediyorsun
*müzik zevkin bir harika
*günübirlik beni istanbul'a çağırıyorsun

seni seviyorum çünkü; sevgilimle yapabileceğim her şeyi seninle yapıyorum.

20 Ekim 2012 Cumartesi

bir kış insanının günlüğünden

  Günler sonra ilk kez sahil kıyısına gidip bir banka oturuyorum. Hava çok rüzgarlı bugün. "Neden gelmedin bunca zamandır?" dercesine sinirli. Titriyorum birden, elimdeki hırkayı üzerime geçirip bacaklarımı topluyorum. Zor olsa da bağdaş kuruyorum bir şekilde. Seviyorum böyle oturmayı denizin karşısında. Samimi hissediyorum. Saatin kaç olduğunu bilmiyorum. Kulaklıklarımı takıyorum bu sırada. Müzik Tarayıcısı'ndan Duman klasörüne giriyorum. Bal'ı seçip tekrar moduna da alıyorum. Yanımda Cemal Süreya'nın şiirleri var ama okuyacağımdan emin değilim. Gözlerimi ondan alırsam çok daha kızacakmış gibi hissediyorum. Düşünüyorum. Kimi olduğunu bilmiyorum. Neyi düşünmem gerektiğini şaşırıyorum. Hayatıma bir göz gezdiriyorum, dışarıdan bakınca çok yorucu ve karışık gözüküyor. Bir sürü insan, bir sürü hayat. Hepsinin ayrı sıkıntıları var. Mideme ağrı giriyor. Siktir ediyorum hepsini aniden. İlaçlarım bitti en ufak streste bu hale geliyorum. Yakında sakinleştiricilerime de kavuşacağım sanırım.
  Bir dilenci teyze geldi oturdu yanıma şu an. Onunla dertleşiyoruz. Daha doğrusu o konuşuyor ben susuyorum. "Hayat çok zor be evladım."larla dolu bir sohbet geçiyor şu an aramızda. Bol bol öğütlerimi alıyorum. Kalkıp gidiyor şimdi de. Arkasına bakıp son bir güçle "Sorgulamadan inanma hiçbir şeyi" diyor. Ne garip bir gün. Üşüyorum ben hala, sanırım eve girmeden de geçmeyecek. Ama bu havayı da her an bulamıyor ki insan, yazı yazasım gelmiyor ki sıcak evimde. 
  Düşünmem gerekenleri düşünmüş gibi hissediyorum. Bu kadarı yeterli gibi geliyor.

6 Ekim 2012 Cumartesi

ben yazarım, okuması gereken okumaz. yüzünü bile hatırlayamadığım okur ve yorum yapar. ben de o zaman küfrederim.

14 Eylül 2012 Cuma

Şimdi sen inatçısın tamam mı ? bi de yaşına göre olgunsun. Ha bu yaşadıklarından mı yoksa okudugun kitaplarla mı alakalı bilmiyorum ama cidden farklısın. Öbürkler “ üff snne be slk.s “ diye takılırken sen daha değişik yaklaşıyosun olaya. Hayata realist bakıyosun. Sıcak kanlısın ama bazen değişiyosun. Garip bi kişiliğin oluyor. Bunu anlatamıyorum ne demek istiyorum bilmiyorum.sempatiksin ama benim kadar değilsin bunu asla unutma. Yazmayı seviyorsun keza ben de öyle. Bu seni bana çekyior. Asisin ne diyim abi daha bişi gelmiyo aklıma.
-Faruk

12 Eylül 2012 Çarşamba

"yüzsüz"ü günün kelimesi ilan ettim

Hey,bugün muhteşem bir gün yaşadım. Daha doğrusu yaşattılar. Bolu'ya gitmeden önce Eylül'le görüşelim dedik. Utku da ne zamandır buluşalım diyordu. 2 yıldır tanışıyoruz ama görüşmemiştik hiç. Tamam dedim ona da. Dersaneden çık sen buluşalım dedim. Sabah ani bir telefonla yarım saat kadar ertelemek zorunda kalsak da buluştuk ve muhteşemdi. Yani bu kelimeyi defalarca kullanabilirim. Utku tahminimin dışında bir arkadaş değildi. Sesini biliyordum zaten. Sadece saçları biraz büyük geldi. Ama çok beğendim. Herneyse yani oturduk biraz. Onun arkadaşları falan geldi, sonra antremana gitmek zorunda kaldı. Biz de sahile gidelim orda bekleyelim seni dedik. Kitapçıdan tam 3 tane kitap aldım. Çok sevimliler. Bakın:




Sonra Eylül'ün karnı acıktı ve köfte ekmek yemek istedi. Söyledik geldi. Yanında da yavru bir kediyle hem de! Seveyim biraz dedim demez olaydım. Gitmek bilmedi yanımızdan. Eylül ileriye köfte koyuyor daha yerine dönmeden kedi gelip masanın üzerine çıkıyor. Alıp uzağa bırakıyor ondan önce gelip oturuyor yerine. Baktı baş edemiyoruz sahibi geldi çay bahçesinin aldı arka taraflara götürdü. Ne yaptılar bilemiyoruz. Ama az kalmıştı okeye 4. aramamıza yani. Neyse sonra Utku aradı onun yanına gittik. Canım hırka da getirmiş bana, üşümüştüm. Çıkarasım da gelmedi de neyse. Üstelik çok da güzel parfüm kokuyordu. İşte onun da karnı acıkmış. Döner yedi oturduk hep birlikte. Ucube bir arkadaşımı gördük, gerizekalı. Hiç de sevmem. Aptal dönüp dönüp baktı bir de. Hee bir de şey enes beni eklemiş lan jsdlnakjshjmnsd. Of nasıl güldüm var ya. Bir de Burak kendisini sildiğimi yeni fark etmiş. Dün gece mesaj attı.  Öyle işte. Ne kadar yüzsüz varsa konuştuk hepsiyle. Daha sonra dondurma almaya gittik. Naneliyi denedim, muhteşemmiş. Utku'yla yeni tadımız olarak "naneli". Bir de ikimiz de karpuz&çilek maden suyunu seviyormuşuz. Faruk da seviyor gerçi. Aldık dondurmalarımızı sahilin sonuna doğru yürümeye başladık. İncik boncuk satanlara geldik. Girişteki adamı çok seviyorum ya, doğum günümde de ordan almıştık bileklikleri. Hatta bileğimde görünce "Bunu da ben satmıştım sana hatırladım şimdi" dedi. Öğrenciyiz diye indirimimizi de kaptık amcadan. Utku aldı bileklikleri bana. Hatıra olsun diye. Kitap alacaktı ama biz alınca vazgeçtik ondan. Utku'nun adı bundan sonra Küçük Prens olsun. Bilekliklerin birine ikisinin adını yazdırdım. Bir tarafında Utku bir tarafında Eylül yazıyor. Çok güzelli. Biri de çok marjinal bir şey. Bak bunlar:








Sonra yukarı durağa doğru yürürken aynı ucubeyi yine gördük. Önümüze çıkan bakkaldan Küçük Prens'e Pringles aldık. Bir de dondurmamın sonunu onunla paylaştım. O da bana Pringles yedirdiljknfdmaöag Oyun da oynamadı değil tabi,uyuz. Bir de gıdıklandığımı keşfedince zaten... İşte öyle. Sonra araba bekliyorduk geldi. Ben onu öperken kaçırdık. Diğerini bekledik. Hırkayla biniyordum arabaya... Sonra işte öteki gelince "Hoşçakaaal" dedik hırkasını da verdim tabi. Pringles'ın kutusunu saklayacakmış. Bakalım ne olacak. Ama iyi bir arkadaş,sevdim.
 Son olarak da Batuhan'ımın hediyesinden bahsedeyim. Kaç gündür arayış içindeydi. Ona ait bir şeyi istemiştim. Değerli olması da önemliydi tabii. En sonunda bana bu anahtarlığı verdi. Hikayesini paylaşmak isterdim ama çok fazla özel :) Bakınız o da bu:



İşte böyle yani.harika bir gündü. İlk defa bu kadar uzun yazdığımın da farkındayım bu arada..

2 Eylül 2012 Pazar

Önce herşeyi siyaha boyamak lazım. Sonra kurumasını bekleyip üstüne beyaz harflerle yeni bir hikaye yazmak. Buna unutmak diyoruz ..
Sonra üzülsem.
Üzüldüğüme üzülsem.
orada duruyorsun.
terk edilmiş beyaz ve nazlı

git diyorlar gidiyorsun
kal diyorlar.
ne bir ses ne bir şarkı.

söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım.

git dersen giderim.
kal dersen kalırım.

kırgınım.
saçılmış bir nar gibi.

sessiz akan bir ırmağım geceden.

"gider yıldızlarla sevişirim"

6 Ağustos 2012 Pazartesi

ben ona aşık değildim
belki de hala değilim
bilmiyorum ki
insan nasıl aşk olur
herkese göre değişir
belki de manyak gibi aşığım
ya da değilim
ama çok mutluyum
gülüyorum
çok eğleniyorum
ya da arı görüp ona sarılıyorum

28 Temmuz 2012 Cumartesi

"Mösyö. Yakışıklısınız, güzelsiniz, esprili bir gençsiniz, çok bilgilisiniz, her bakımdan benden kat kat üstünsünüz ancak sizden çok daha iyi yaptığım bir şey var. Sizi sevdiğim kadar sevemezsiniz beni."

20 Temmuz 2012 Cuma

15 Temmuz 2012 Pazar

"Aradaki mesafenin yakınlığı ya da uzaklığı hiç önemli değil benim için. Yürekler uzaklaşmışsa birbirinden, o kişi yanı başında olsa, ne ifade eder ki? Tam tersi; araya kilometreler girse, kalpler aynı vuruşta atıyorsa eğer, gerçek bir ayrılıktan söz edilebilir mi?"    Eroinle Dans

Özdemir Asaf

Sana gitme demeyeceğim. 
Üşüyorsun ceketimi al. 
Günün en güzel saatleri bunlar. 
Yanımda kal. 

Sana gitme demeyeceğim. 
Gene de sen bilirsin. 
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, 
İncinirsin. 

Sana gitme demeyeceğim, 
Ama gitme, Lavinia. 
Adını gizleyeceğim 
Sen de bilme, Lavinia.

3 Haziran 2012 Pazar

evet,aynen böyle

Beni sevmezse ben napıcam onu bilmiyorum.
Beni severse napıcam onu da bilmiyorum.
Bu arada ben onun beni sevmesi için ne yapmam gerekiyor onu da bilmiyorum.

13 Mayıs 2012 Pazar

...

ve sana hiç öğretmeden karanlığı, karanlıkla mücadele etmeyi; karanlıklar içinde bırakırlar seni.

başka dilde aşk


Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin
Zaman kadındır İster ki
Hep okşansın diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler Asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim Bu konuşma
Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

defter arası






Bulut mu olsam,
Gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
Yosun mu yoksa?
..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bir otoyolda durmuş rüzgâr altında otostop yapmanın zevkini düşünsene,birinin seni alıp belki üç mil uzaktaki kasabaya götürmesini,belki sana ölüm yolunda arkadaş olmasını bekliyorsun.

17 Mart 2012 Cumartesi

KİMLERDENSİN?
ONLARDAN MI?
PETROLDEN Mİ?
HAYATTAN MI?
YOK SAVAŞA HİÇ GEREK YOK!

19 Şubat 2012 Pazar




unutmak istemem, bırak gözlerine bakayım. ayışığındaki o talihsiz aşkın öyküsünü... umutsuz aşkın acılarını konuşmadan anlatan gözlerine bakayım...

11 Şubat 2012 Cumartesi

portobello cadısı

 ...Aylar sonra, Dubai'ye gideceği sırada, onu sevdiğimi söyledim. Bunun üstüne o da beni sevdiğini, ama uzun süreler ayrı kalmayı göze almamız gerektiğini söyledi. Ayrı ülkelerde çalışıyor olacaktık, ama gerçek aşk böyle bir ayrılığa dayanabilirdi.
Bir tek o zaman sormaya cesaret edebilmiştim: "Beni neden seviyorsun?"
"Bilmiyorum," diye yanıtlamıştı, "merak da etmiyorum."
Şimdi, şu son satırları yazarken, yanıtı Athena'nın o gazeteciyle son konuşmasında bulduğuma inanıyorum.
      Aşk aşktır.

7 Ocak 2012 Cumartesi

oysa hayat

Oysa hayat, karla karışık yağan bir yağmurdan sadece yağmuru sahiplenmek değildir. Çünkü; doğru bir mevsimin doğru bir yağışından kendine sadece yağmurlar peydahlayanlar, görmezden geldikleri karların yakıcı soğuğunda geç kalmış sezaryen pişmalıklar doğururken ölürler. Sahipli bir geçmişe sahip sanırken kendilerini, bilmezler geçmişlerini ne kadar piçleştirdiklerini. Bugününün ırzına geçenlerdir onlar. O yüzden hep dünde yaşarlar.

bir tren düdüğü daha

- ben insana inanmam. hele aşka hiç! bana aşık olduğunu söyleyen, beni etkilemek için etrafımda maskelerle dolaşıp hep iyi yanlarını gösteren asalaklarla dolu her yanım. hepsinin gerçek yüzünü biliyorum. yaşadığını zanneden ödlek ölüler hepsi. onlar gibi olmaktansa gerçekten ölmeyi yeğlerim. bir gün bir tanesine ne dedim biliyor musun? "yaşar gibi yapıp "sence" ölmektense, ölür gibi yapıp "bence" yaşarım daha iyi" dedim. tabi hiçbir şey anlamadı mongol. salak salak yüzüme baktı.
+sonra ne odu ?
-baktım anlamıyor, onun dilinden konuştum. "canın cehenneme" dedim anladı.

ikimiz de buna çok güldük. zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorduk. konuşmalarımız kaydedilse, neredeyse hayat dersi olabilecek tarzdaydı. içimden "iyi ki ona aşığım" diye geçirirken, ben de anlatmaya başladım eski aşklarımı. bu sırada bir tren düdüğü daha çaldı.

+benim de çok acı çektiğim aşklarım oldu. bir tane vardı mesela.. çok çektirdi. hep sevilmek isterdi ama karşılığında verdiği sevgide de oldukça cimriydi.
-ah bilirim öylelerini. vermeden almayı sever onlar.
+evet hep olmadık ve bitmeyen istekleri vardı. sonunda canıma tak etti ve "sen bana güneşten yağmur çal diyorsun" dedim. afalladı. hiç böyle bir tepki beklemiyordu. ben de artık nasıl birikmişsem, ağzımdan çıkıverdi işte.
-ee sonra ?
+sonrası bilinen son işte.. tartışma büyüdü, büyüdü en sonunda ona bağırarak "sen sevdana baş aktör değil, provasız aşklarına figüran arıyorsun." dedim. sonra o bana ne dedi biliyor musun?
-ne dedi ?
+"canın cehenneme"