- ben insana inanmam. hele aşka hiç! bana aşık olduğunu söyleyen, beni etkilemek için etrafımda maskelerle dolaşıp hep iyi yanlarını gösteren asalaklarla dolu her yanım. hepsinin gerçek yüzünü biliyorum. yaşadığını zanneden ödlek ölüler hepsi. onlar gibi olmaktansa gerçekten ölmeyi yeğlerim. bir gün bir tanesine ne dedim biliyor musun? "yaşar gibi yapıp "sence" ölmektense, ölür gibi yapıp "bence" yaşarım daha iyi" dedim. tabi hiçbir şey anlamadı mongol. salak salak yüzüme baktı.
+sonra ne odu ?
-baktım anlamıyor, onun dilinden konuştum. "canın cehenneme" dedim anladı.
ikimiz de buna çok güldük. zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorduk. konuşmalarımız kaydedilse, neredeyse hayat dersi olabilecek tarzdaydı. içimden "iyi ki ona aşığım" diye geçirirken, ben de anlatmaya başladım eski aşklarımı. bu sırada bir tren düdüğü daha çaldı.
+benim de çok acı çektiğim aşklarım oldu. bir tane vardı mesela.. çok çektirdi. hep sevilmek isterdi ama karşılığında verdiği sevgide de oldukça cimriydi.
-ah bilirim öylelerini. vermeden almayı sever onlar.
+evet hep olmadık ve bitmeyen istekleri vardı. sonunda canıma tak etti ve "sen bana güneşten yağmur çal diyorsun" dedim. afalladı. hiç böyle bir tepki beklemiyordu. ben de artık nasıl birikmişsem, ağzımdan çıkıverdi işte.
-ee sonra ?
+sonrası bilinen son işte.. tartışma büyüdü, büyüdü en sonunda ona bağırarak "sen sevdana baş aktör değil, provasız aşklarına figüran arıyorsun." dedim. sonra o bana ne dedi biliyor musun?
-ne dedi ?
+"canın cehenneme"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder