Günler sonra ilk kez sahil kıyısına gidip bir banka oturuyorum. Hava çok rüzgarlı bugün. "Neden gelmedin bunca zamandır?" dercesine sinirli. Titriyorum birden, elimdeki hırkayı üzerime geçirip bacaklarımı topluyorum. Zor olsa da bağdaş kuruyorum bir şekilde. Seviyorum böyle oturmayı denizin karşısında. Samimi hissediyorum. Saatin kaç olduğunu bilmiyorum. Kulaklıklarımı takıyorum bu sırada. Müzik Tarayıcısı'ndan Duman klasörüne giriyorum. Bal'ı seçip tekrar moduna da alıyorum. Yanımda Cemal Süreya'nın şiirleri var ama okuyacağımdan emin değilim. Gözlerimi ondan alırsam çok daha kızacakmış gibi hissediyorum. Düşünüyorum. Kimi olduğunu bilmiyorum. Neyi düşünmem gerektiğini şaşırıyorum. Hayatıma bir göz gezdiriyorum, dışarıdan bakınca çok yorucu ve karışık gözüküyor. Bir sürü insan, bir sürü hayat. Hepsinin ayrı sıkıntıları var. Mideme ağrı giriyor. Siktir ediyorum hepsini aniden. İlaçlarım bitti en ufak streste bu hale geliyorum. Yakında sakinleştiricilerime de kavuşacağım sanırım.
Bir dilenci teyze geldi oturdu yanıma şu an. Onunla dertleşiyoruz. Daha doğrusu o konuşuyor ben susuyorum. "Hayat çok zor be evladım."larla dolu bir sohbet geçiyor şu an aramızda. Bol bol öğütlerimi alıyorum. Kalkıp gidiyor şimdi de. Arkasına bakıp son bir güçle "Sorgulamadan inanma hiçbir şeyi" diyor. Ne garip bir gün. Üşüyorum ben hala, sanırım eve girmeden de geçmeyecek. Ama bu havayı da her an bulamıyor ki insan, yazı yazasım gelmiyor ki sıcak evimde.
Düşünmem gerekenleri düşünmüş gibi hissediyorum. Bu kadarı yeterli gibi geliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder