Sonra Eylül'ün karnı acıktı ve köfte ekmek yemek istedi. Söyledik geldi. Yanında da yavru bir kediyle hem de! Seveyim biraz dedim demez olaydım. Gitmek bilmedi yanımızdan. Eylül ileriye köfte koyuyor daha yerine dönmeden kedi gelip masanın üzerine çıkıyor. Alıp uzağa bırakıyor ondan önce gelip oturuyor yerine. Baktı baş edemiyoruz sahibi geldi çay bahçesinin aldı arka taraflara götürdü. Ne yaptılar bilemiyoruz. Ama az kalmıştı okeye 4. aramamıza yani. Neyse sonra Utku aradı onun yanına gittik. Canım hırka da getirmiş bana, üşümüştüm. Çıkarasım da gelmedi de neyse. Üstelik çok da güzel parfüm kokuyordu. İşte onun da karnı acıkmış. Döner yedi oturduk hep birlikte. Ucube bir arkadaşımı gördük, gerizekalı. Hiç de sevmem. Aptal dönüp dönüp baktı bir de. Hee bir de şey enes beni eklemiş lan jsdlnakjshjmnsd. Of nasıl güldüm var ya. Bir de Burak kendisini sildiğimi yeni fark etmiş. Dün gece mesaj attı. Öyle işte. Ne kadar yüzsüz varsa konuştuk hepsiyle. Daha sonra dondurma almaya gittik. Naneliyi denedim, muhteşemmiş. Utku'yla yeni tadımız olarak "naneli". Bir de ikimiz de karpuz&çilek maden suyunu seviyormuşuz. Faruk da seviyor gerçi. Aldık dondurmalarımızı sahilin sonuna doğru yürümeye başladık. İncik boncuk satanlara geldik. Girişteki adamı çok seviyorum ya, doğum günümde de ordan almıştık bileklikleri. Hatta bileğimde görünce "Bunu da ben satmıştım sana hatırladım şimdi" dedi. Öğrenciyiz diye indirimimizi de kaptık amcadan. Utku aldı bileklikleri bana. Hatıra olsun diye. Kitap alacaktı ama biz alınca vazgeçtik ondan. Utku'nun adı bundan sonra Küçük Prens olsun. Bilekliklerin birine ikisinin adını yazdırdım. Bir tarafında Utku bir tarafında Eylül yazıyor. Çok güzelli. Biri de çok marjinal bir şey. Bak bunlar:
Sonra yukarı durağa doğru yürürken aynı ucubeyi yine gördük. Önümüze çıkan bakkaldan Küçük Prens'e Pringles aldık. Bir de dondurmamın sonunu onunla paylaştım. O da bana Pringles yedirdiljknfdmaöag Oyun da oynamadı değil tabi,uyuz. Bir de gıdıklandığımı keşfedince zaten... İşte öyle. Sonra araba bekliyorduk geldi. Ben onu öperken kaçırdık. Diğerini bekledik. Hırkayla biniyordum arabaya... Sonra işte öteki gelince "Hoşçakaaal" dedik hırkasını da verdim tabi. Pringles'ın kutusunu saklayacakmış. Bakalım ne olacak. Ama iyi bir arkadaş,sevdim.
Son olarak da Batuhan'ımın hediyesinden bahsedeyim. Kaç gündür arayış içindeydi. Ona ait bir şeyi istemiştim. Değerli olması da önemliydi tabii. En sonunda bana bu anahtarlığı verdi. Hikayesini paylaşmak isterdim ama çok fazla özel :) Bakınız o da bu:
İşte böyle yani.harika bir gündü. İlk defa bu kadar uzun yazdığımın da farkındayım bu arada..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder