23 Ekim 2012 Salı

seni seviyorum çünkü;

*eylül'e anlatabildiğim her şeyi sana da anlatabiliyorum
*beni dinliyorsun
*her konuda bir fikrin var ve daima mantıklılar
*sokakta dans edebiliyoruz seninle
*kaldırıma oturup deli gibi gülebiliyoruz
*"bir ki üç yarışa var mısın?" diyerek koşup birbirimizi geride bırakıp rezil edebiliyoruz
*pes kapışabiliyoruz
*sokakta batman kostümlü adam görünce rahatça "hassiktir" diyebiliyoruz
*acıktığımızda evdeki yemekleri ısıtmaya üşenip çarşıdan pizza alıp mikrodalgada ısıtabiliyoruz
*birbirimize defter hediye ediyoruz
*ortak kütüphane oluşturuyoruz
*hastaneye ultrasona gittiğimizde garip bakışların etkisi altında kalıyoruz
*para biriktirebiliyoruz (her ne kadar bok yoluna gitse de her seferinde)
*antika adamsın
*göğsüne yatıp film izleyebiliyorum
*ses tonun çok güzel
*uzun boylusun
*piyano çalıyorsun ve ellerin güzel
*şubatta doğmuşsun, kış insanısın
*saçlarının kendi aleminde bir dünyası var
*insanları takip edebiliyoruz seninle
*sana sercan diyebiliyorum
*radyo dinlemeyi seviyorsun
*insanlar senin gibileri sever
*telefonu kapatırken "kendine emanet ol" diyorsun
*telefonu açarken ses tonun çok şapşal oluyor
*bunu hak ediyorsun
*müzik zevkin bir harika
*günübirlik beni istanbul'a çağırıyorsun

seni seviyorum çünkü; sevgilimle yapabileceğim her şeyi seninle yapıyorum.

20 Ekim 2012 Cumartesi

bir kış insanının günlüğünden

  Günler sonra ilk kez sahil kıyısına gidip bir banka oturuyorum. Hava çok rüzgarlı bugün. "Neden gelmedin bunca zamandır?" dercesine sinirli. Titriyorum birden, elimdeki hırkayı üzerime geçirip bacaklarımı topluyorum. Zor olsa da bağdaş kuruyorum bir şekilde. Seviyorum böyle oturmayı denizin karşısında. Samimi hissediyorum. Saatin kaç olduğunu bilmiyorum. Kulaklıklarımı takıyorum bu sırada. Müzik Tarayıcısı'ndan Duman klasörüne giriyorum. Bal'ı seçip tekrar moduna da alıyorum. Yanımda Cemal Süreya'nın şiirleri var ama okuyacağımdan emin değilim. Gözlerimi ondan alırsam çok daha kızacakmış gibi hissediyorum. Düşünüyorum. Kimi olduğunu bilmiyorum. Neyi düşünmem gerektiğini şaşırıyorum. Hayatıma bir göz gezdiriyorum, dışarıdan bakınca çok yorucu ve karışık gözüküyor. Bir sürü insan, bir sürü hayat. Hepsinin ayrı sıkıntıları var. Mideme ağrı giriyor. Siktir ediyorum hepsini aniden. İlaçlarım bitti en ufak streste bu hale geliyorum. Yakında sakinleştiricilerime de kavuşacağım sanırım.
  Bir dilenci teyze geldi oturdu yanıma şu an. Onunla dertleşiyoruz. Daha doğrusu o konuşuyor ben susuyorum. "Hayat çok zor be evladım."larla dolu bir sohbet geçiyor şu an aramızda. Bol bol öğütlerimi alıyorum. Kalkıp gidiyor şimdi de. Arkasına bakıp son bir güçle "Sorgulamadan inanma hiçbir şeyi" diyor. Ne garip bir gün. Üşüyorum ben hala, sanırım eve girmeden de geçmeyecek. Ama bu havayı da her an bulamıyor ki insan, yazı yazasım gelmiyor ki sıcak evimde. 
  Düşünmem gerekenleri düşünmüş gibi hissediyorum. Bu kadarı yeterli gibi geliyor.

6 Ekim 2012 Cumartesi

ben yazarım, okuması gereken okumaz. yüzünü bile hatırlayamadığım okur ve yorum yapar. ben de o zaman küfrederim.