14 Eylül 2012 Cuma

Şimdi sen inatçısın tamam mı ? bi de yaşına göre olgunsun. Ha bu yaşadıklarından mı yoksa okudugun kitaplarla mı alakalı bilmiyorum ama cidden farklısın. Öbürkler “ üff snne be slk.s “ diye takılırken sen daha değişik yaklaşıyosun olaya. Hayata realist bakıyosun. Sıcak kanlısın ama bazen değişiyosun. Garip bi kişiliğin oluyor. Bunu anlatamıyorum ne demek istiyorum bilmiyorum.sempatiksin ama benim kadar değilsin bunu asla unutma. Yazmayı seviyorsun keza ben de öyle. Bu seni bana çekyior. Asisin ne diyim abi daha bişi gelmiyo aklıma.
-Faruk

12 Eylül 2012 Çarşamba

"yüzsüz"ü günün kelimesi ilan ettim

Hey,bugün muhteşem bir gün yaşadım. Daha doğrusu yaşattılar. Bolu'ya gitmeden önce Eylül'le görüşelim dedik. Utku da ne zamandır buluşalım diyordu. 2 yıldır tanışıyoruz ama görüşmemiştik hiç. Tamam dedim ona da. Dersaneden çık sen buluşalım dedim. Sabah ani bir telefonla yarım saat kadar ertelemek zorunda kalsak da buluştuk ve muhteşemdi. Yani bu kelimeyi defalarca kullanabilirim. Utku tahminimin dışında bir arkadaş değildi. Sesini biliyordum zaten. Sadece saçları biraz büyük geldi. Ama çok beğendim. Herneyse yani oturduk biraz. Onun arkadaşları falan geldi, sonra antremana gitmek zorunda kaldı. Biz de sahile gidelim orda bekleyelim seni dedik. Kitapçıdan tam 3 tane kitap aldım. Çok sevimliler. Bakın:




Sonra Eylül'ün karnı acıktı ve köfte ekmek yemek istedi. Söyledik geldi. Yanında da yavru bir kediyle hem de! Seveyim biraz dedim demez olaydım. Gitmek bilmedi yanımızdan. Eylül ileriye köfte koyuyor daha yerine dönmeden kedi gelip masanın üzerine çıkıyor. Alıp uzağa bırakıyor ondan önce gelip oturuyor yerine. Baktı baş edemiyoruz sahibi geldi çay bahçesinin aldı arka taraflara götürdü. Ne yaptılar bilemiyoruz. Ama az kalmıştı okeye 4. aramamıza yani. Neyse sonra Utku aradı onun yanına gittik. Canım hırka da getirmiş bana, üşümüştüm. Çıkarasım da gelmedi de neyse. Üstelik çok da güzel parfüm kokuyordu. İşte onun da karnı acıkmış. Döner yedi oturduk hep birlikte. Ucube bir arkadaşımı gördük, gerizekalı. Hiç de sevmem. Aptal dönüp dönüp baktı bir de. Hee bir de şey enes beni eklemiş lan jsdlnakjshjmnsd. Of nasıl güldüm var ya. Bir de Burak kendisini sildiğimi yeni fark etmiş. Dün gece mesaj attı.  Öyle işte. Ne kadar yüzsüz varsa konuştuk hepsiyle. Daha sonra dondurma almaya gittik. Naneliyi denedim, muhteşemmiş. Utku'yla yeni tadımız olarak "naneli". Bir de ikimiz de karpuz&çilek maden suyunu seviyormuşuz. Faruk da seviyor gerçi. Aldık dondurmalarımızı sahilin sonuna doğru yürümeye başladık. İncik boncuk satanlara geldik. Girişteki adamı çok seviyorum ya, doğum günümde de ordan almıştık bileklikleri. Hatta bileğimde görünce "Bunu da ben satmıştım sana hatırladım şimdi" dedi. Öğrenciyiz diye indirimimizi de kaptık amcadan. Utku aldı bileklikleri bana. Hatıra olsun diye. Kitap alacaktı ama biz alınca vazgeçtik ondan. Utku'nun adı bundan sonra Küçük Prens olsun. Bilekliklerin birine ikisinin adını yazdırdım. Bir tarafında Utku bir tarafında Eylül yazıyor. Çok güzelli. Biri de çok marjinal bir şey. Bak bunlar:








Sonra yukarı durağa doğru yürürken aynı ucubeyi yine gördük. Önümüze çıkan bakkaldan Küçük Prens'e Pringles aldık. Bir de dondurmamın sonunu onunla paylaştım. O da bana Pringles yedirdiljknfdmaöag Oyun da oynamadı değil tabi,uyuz. Bir de gıdıklandığımı keşfedince zaten... İşte öyle. Sonra araba bekliyorduk geldi. Ben onu öperken kaçırdık. Diğerini bekledik. Hırkayla biniyordum arabaya... Sonra işte öteki gelince "Hoşçakaaal" dedik hırkasını da verdim tabi. Pringles'ın kutusunu saklayacakmış. Bakalım ne olacak. Ama iyi bir arkadaş,sevdim.
 Son olarak da Batuhan'ımın hediyesinden bahsedeyim. Kaç gündür arayış içindeydi. Ona ait bir şeyi istemiştim. Değerli olması da önemliydi tabii. En sonunda bana bu anahtarlığı verdi. Hikayesini paylaşmak isterdim ama çok fazla özel :) Bakınız o da bu:



İşte böyle yani.harika bir gündü. İlk defa bu kadar uzun yazdığımın da farkındayım bu arada..

2 Eylül 2012 Pazar

Önce herşeyi siyaha boyamak lazım. Sonra kurumasını bekleyip üstüne beyaz harflerle yeni bir hikaye yazmak. Buna unutmak diyoruz ..
Sonra üzülsem.
Üzüldüğüme üzülsem.
orada duruyorsun.
terk edilmiş beyaz ve nazlı

git diyorlar gidiyorsun
kal diyorlar.
ne bir ses ne bir şarkı.

söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım.

git dersen giderim.
kal dersen kalırım.

kırgınım.
saçılmış bir nar gibi.

sessiz akan bir ırmağım geceden.

"gider yıldızlarla sevişirim"